PHOTOSHOOT · 4. Sayı
Ülkü Elma · Zamansızlığın İzinde
The Wedding Community’nin 4. sayı kapak çekiminde Ülkü Elma’nın tasarımları GAGA’da hayat buluyor. Zamansız gelinlikler, kişisel hikâyeler ve tasarımın duygusu üzerine röportaj; çekimden fotoğraflarla bir arada.
Ülkü Elma röportajını oku ↓GÖRSEL HİKÂYE
Çekim seçkisi
Fotoğraflara dokunarak büyütebilir, seçki içinde gezinebilirsiniz.
RÖPORTAJ · 4. Sayı · Ülkü Elma
Zamana Direnen Gelinlikler: Geçici Olan Değil, Kalıcı Olan Peşinde
Gelinlik, bir günlüğüne giyilen beyaz bir elbise değildir. O, bir kadının hayalleriyle büyüttüğü, duygularla şekillendirdiği ve bir ömür saklamak isteyeceği bir hatıradır. Bu yüzden her tasarımda moda değil, anlam ararım. Çünkü sadece anlam, zamana direnebilir.
Tasarladığın bir gelinlik ya da kıyafet, bir hikâye anlatmalı diye düşünüyor musun? Eğer öyleyse, en çok hangi hikâyeyi anlatmayı seviyorsun?
Gelinlik tasarımı benim için hiçbir zaman sadece dikiş ve kumaştan ibaret olmadı. Her parça, aslında bir hikâyenin sessiz anlatıcısı gibi… Bir kadınla birlikte yola çıktığımda, onun sesinden, duruşundan, bazen bir cümlesinden yola çıkarak bir masalın içine giriyoruz. O masal, sadece bir evlilik günüyle sınırlı değil aslında; çocukluğundan beri kurduğu düşlerin, annesinden dinlediği anıların, kendi iç yolculuğunun bir izdüşümü. Ve ben o masalı bir kumaşa dokuyorum.
Sürdürülebilirlik ve zamansızlık, günümüz moda dünyasında çok konuşulan kavramlar. Tasarımlarında bu kavramları nasıl ifade ediyorsun?
Sürdürülebilirlik, son yıllarda herkesin konuştuğu bir kelime ama benim için çok daha kişisel bir anlam taşıyor. Zamansız olmak demek, sadece modaya uymak değil. Aksine, modanın ötesine geçmek… Belki bir gün bir anne, yıllar önce giydiği gelinliğini kızına verirken sadece fiziksel bir kıyafeti değil, ruhunu da teslim edecek. Ben o aktarımı mümkün kılmak istiyorum. Kumaşın kalitesi kadar, anlatının kalıcılığına da odaklanıyorum. Dönüştürülebilen parçalar yapmaya özen gösteriyorum; çıkarılabilir kollar, yeniden şekillenebilen etekler, sadeleştirilebilen tüller… Böylece o kıyafet yalnızca bir gün değil, bir ömür hatırlanabilir oluyor.
Gelinlik tasarımında ‘kusursuzluk’ kavramı seni nasıl etkiliyor? Kusur ve benzersizlik arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsun?
“Kusursuzluk” kelimesi ise beni her zaman düşündürmüştür. Bizim işimizde kusursuzluk neredeyse kutsal sayılır; ama ben o tanımın içinde hep bir soğukluk bulmuşumdur. El işçiliğinde çıkan minik bir fark, bazen o tasarımı yaşayan bir şeye dönüştürür. Simetrinin dışında kalan bir kıvrım, bence insan dokunuşunu taşır ve asıl orada başlar tasarımın ruhu. Çünkü hiçbir kadın, fabrikadan çıkmış gibi aynı değildir. O yüzden tasarımlarımda her zaman bir parça “benzerlikten kaçış” olur. Bireysellik olmadan estetik tamamlanmaz.
Tasarım sürecinde, müşterinle aranda nasıl bir bağ kuruyorsun? Onun hayallerini nasıl sanat eserine dönüştürüyorsun?
Müşterilerimle olan bağım, yalnızca tasarımcı müşteri ilişkisi değil. O kişiyle tanıştığımda ilk yaptığım şey, onun sözlerinden çok hislerine odaklanmak olur. O gün neyi hayal ettiğini değil, neyi hissetmek istediğini sorarım: Güçlü mü hissetmek istiyor, kırılgan mı, romantik mi, sade mi? Bunlar tasarımın pusulası olur. Bazen birlikte oturur eskiz çizeriz, bazen onun hayatından küçük detayları tasarıma yansıtırız bir çocukluk düğmesi, bir mektup satırı, bir çiçek… Her biri anlam taşır, her biri o elbiseyi özel kılar.
Bir gelinlik sadece kumaş ve dikişten ibaret değil, aynı zamanda bir duygu taşıyor. Tasarımlarında o duyguyu nasıl yakalıyorsun? Bir gelinlik sana hangi duyguları hissettiriyor?
Bir gelinlik tasarlarken hissettiğim en baskın duygu “beklenti” oluyor. Ama yalnızca dış dünyaya ait bir beklenti değil bu gelin adayının kendi içinde kurduğu, çok derin bir duygu. Bir yanıyla çocukluğunun saflığına tutunmak isteyen, diğer yanıyla kadınlığını dünyaya ilan eden bir ruh hali. Bu ikisinin dengesi, o elbiseyi sadece kıyafet olmaktan çıkarıp bir hatıraya, bir zamansız parçaya dönüştürüyor.
Bir gelinlik sadece özel bir gün için mi var, yoksa zamansız bir sanat eseri olarak mı kalmalı? Senin tasarımlarında bu zaman kavramı nasıl bir rol oynuyor?
Gelinlik o günü onurlandırır ama o günle sınırlı olmamalı. Bir fotoğrafa her baktığınızda, o duyguyu hatırlatan bir sanat eseri olmalı. Bu yüzden zaman kavramını katman katman işlerim. Modası geçmeyecek silüetler, ama küçük detaylarla “şimdiye ait” dokunuşlar… Geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmaya çalışırım.
Moda tasarımcısı olarak ‘mükemmellik’ ve ‘özgünlük’ kavramları seni nasıl motive ediyor? Kendi imzanı nasıl oluşturuyorsun?
Tasarımda mükemmellik mi, özgünlük mü? Beni asıl harekete geçiren, bu iki kavramın çarpışması. Mükemmelliği detayda ararken, özgünlüğü sezgide yakalarım. Mükemmellik, benim için detayda gizli. Bir dikişin hizası, bir kumaşın düşüşü… Ama özgünlük olmadan o mükemmellik sadece teknik bir başarıdır. Kendi imzamı atmak için illa logoya gerek yok; bazen bir dikişin yönü, bazen sadece bir kesimin sessizliği anlatır o imzayı ki; çizgilerdeki sadelikle, duygudaki yoğunlukla yaratıyorum. Sessiz bir özgünlük, bağırmadan kendini gösteren bir zarafet… Aslında tüm arayışım, bir kıyafeti konuşmadan duyguyla anlatabilmek.
Zamansız bir gelinlik; klasik çizgilerle donatılmış, detaylarıyla bugünü yakalamış, ama en önemlisi ruhuyla zamandan sıyrılmış bir tasarımdır. Onu yıllar sonra açtığınız bir kutuda bulduğunuzda hâlâ kalbiniz çarpıyorsa, işte o gerçekten zamansızdır.
THE WEDDING COMMUNITY
Komünite Üyeleri
- Mekân
- GAGA ↗
- Tasarım
- Ülkü Elma ↗
- Organizasyon & dekor
- Hayal Ett! Premium ↗
- Saç & makyaj
- Meliha Kızılçay ↗
- Fotoğraf
- W Visual Studio ↗
